Reklam

Hipertansiyon hasta sayısı 2025 yılına kadar 1.5 milyara ulaşabilir

Reklam
 Hipertansiyon hasta sayısı 2025 yılına kadar 1.5 milyara ulaşabilir
Reklam

Tüm yetişkin yaş grubunun yüzde 30-45 arasını ilgilendiren hipertansiyonun, tek bir hastalıktan ziyade bütün hayati organları etkileyen ciddi bir mesele olduğunu ve bu amaçla hipertansiyonu buzdağının üstündeki alanı gibi düşünülmesi gerektiğine vurgu yapan Kardiyoloji Eksperi Doç. Dr. Olcay Özveren, 2015 bilgilerine göre, hipertansiyonun dünya üstünde 1.15 milyar kişide görülmekteyken, 2025 senesine kadar bu rakamının 1.5 milyara ulaşacağının ön görü edildiğine ilgi çekti. Özveren, “Fazla kilosu olanlar kesinlikle kilo vermeli. Bel çevresinin erkeklerde 94 cm’nin altında, kadınlarda ise 80 cm’nin altında olmalı. Bunu sağlayacak şekilde kilo verilmelidir” dedi.

Hipertansiyon hasta sayısı 2025 yılına kadar 1.5 milyara ulaşabilir

Çoğunlukla sinsi seyrettiği amacıyla, “sessiz katil” olarak da tariflenen hipertansiyon dünya nüfusu amacıyla mühim bir sıhhat sorunu. Çoğunlukla rutin kan basıncı ölçümleri esnasında fark edilebildiği amacıyla de hastanın doktora müracaat namacıylaleri de, baş ağrısından kulak çınlamasına, sık idrara çıkmaktan bulanık görmeye kadar değişik namacıylaler olabiliyor. Kardiyovasküler hastalıklar ve böbrek yetmezliğinin hipertansiyonun meydana çıka sebepleri arasında mühim bir yer tuttuğunu dile getiren Kardiyoloji Eksperi Doç. Dr. Olcay Özveren, “Sistolik (büyük) kan basıncının >140 mmHg ve diyastolik (küçük) kan basıncının >90 mmHg olarak ölçülmesi ile hipertansiyon tanısını konur” dedi.

Reklam

60 YAŞ ÜSTÜ HER 3 KİŞİDEN BİRİ HİPERTANSİYON HASTASI

Hipertansiyonu tek bir hastalık gibi değil bütün hayati organları ilgilendiren hastalıklar topluluğunda buz dağının suyun üstündeki alanı gibi görmek gerekliliğini dile getiren Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kardiyoloji Eksperi Doç. Dr. Olcay Özveren, hastalığın görülme sıklığı ile alakalı mühim istatistikler verdi: “Hipertansiyonun dünya üstünde sıklığı 2015 bilgilerine göre 1.15 milyar şahısde görmekteyiz iken 2025 senesine kadar bu rakamının 1.5 milyara ulaşacağı ön görü ediliyor. Bütün yetişkin yaş grubunda (18-75 yaş ) sıklığı yüzde 30-45 olmasına karşın 60 yaş ardından bu miktar yüzde 60 ve üstüne çıktığı görülüyor. Ülkemizde ise 34 milyon şahıs ön görü edilen 20 yaş ve üstü popülasyonda beş milyon erkek ve altı milyon bayan hipertansif hasta bulunduğu ön görü ediliyor. Bu ön görüe göre, bütün yetişkin erkeklerin yüzde 30’u, bayanların da yüzde 35’i yüksek tansiyona sahiptir. Sıklık 30-39 yaş grubunda yüzde 19 dolayında iken 50-59 yaş grubunda erkeklerin yarıdan biraz azı, bayanların yarıdan çoğu hipertansiyonludur. Altmış yaşını aşkın bireylerde ise, hipertansiyona her üç bireyin ikisinde rastlanmaktadır.”

RİSK HER YAŞTA VAR
Hipertansiyon yönünden bütün yaş grubundaki bireylerin risk altında bulunduğunu bildiren Doç. Dr. Olcay Özveren, “Özellikle yaş ilgi çekici bir biçimde hipertansiyon tehlikesini arttırmaktadır. Erkek olmak, daha eskiden sigara içmek ya da hala sigara içiyor olmak mühim risk faktörleri arasındadır. Bununla birlikte, diyabet tanısı almış olmak, kolesterol yüksekliği, aşırı kilolu ve obez olmak ve ailede erken başlangıçlı hipertansiyon hastası bulunması, erken menopoz ve hareket etmeyen hayat tipi da hipertansiyon hastalığı amacıyla tanınan risk faktörleri arasında yer alır” dedi.

HASTAYI HEKİME GÖTÜREN NEDENLER

Hipertansiyon fazlalıkla rastlantısal olarak fark edildiğine değinen Doç. Dr. Olcay Özveren, “Baş ağrısı, eforla yükselen soluk darlığı, tıkanma hissi, göğüs ağrısı, tez yorulma, halsizlik, bulanık görme, baş dönmesi, kulak çınlaması ya da uğultu, sık idrara çıkma, bacaklarda şişlik, kalp atışlarında düzensizlik ve burun kanaması gibi şikâyetler hastanın doktora başvurmasına namacıyla olur. Dolayısıyla bu şikâyetlerle başvuran hastalarda hipertansiyon varlığının aranması da saatinde tanı ve tedavi amacıyla önek taşır” diye konuştu.

KAN BASINCINDA 5 MMHG DÜŞÜŞ, KALP DAMAR SİSTEMİNE BAĞLI YAŞAM KAYIPLARINI YÜZDE 20 AZALTIYOR
Hipertansiyonu denetim altına almanın uzun dönemde kalp ve damar hastalıkları, inme ve böbrek yetersizliği gibi hayati organ hasarlarının gelişmesinin engelleyebileceğine ilgi çeken Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Eksperi Doç. Dr. Olcay Özveren, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Meta analizlerden elde edilen verilere göre sistolik (büyük) kan basıncında 10 mmHg, diyastolik (küçük ) kan basıncında 5 mmHg düşüş sağlandığında kalp damar sistemine bağlı hayat kayıplarında yüzde 20, bütün namacıylalere bağlı hayat kayıplarını yüzde 10-15, inmede yüzde 35 koroner kalp hastalığında yüzde 20 ve kalp yetmezliğinde ise yüzde 40 azalma görmekteyizdir.”

TEDAVİNİN ALTIN STANDARTLARI

Kardiyoloji Eksperi Doç. Dr. Olcay Özveren, ilaç tedavisi ve hayat tipi farkılıklarınin hipertansiyon tedavisinin esas yapı taşları bulunduğunu belirterek, “İlaç tedavisi tamamiyle doktor doğrultusundan düzenlenirken hayat tipi farkılıkları tamamiyle hastanın aktif rol oynadığı tedavi yöntemidir. Hayat tipi farkılıklarınin ise şu şekilde sıralamak mümkün:

“Tuz kısıtlamalı (günlük <2 gr sodyum= 5 gr tuz alınması ) ve potasyum alımının arttırılması gerekir. Artmış potasyum alımının KB düşürücü etkileri artmış sodyum alımıyla doğru miktartılıdır. DASH diyeti 4.7 gr/gün potasyum önermektedir. Böbrek fonksiyon sorunu olanlarda ve potasyum hamlesini bozan ilaçları kullanan hastalar bu hususta alakalı olunmalı. Alkol kullanımının azaltılmalı, sigara kesinlikle bırakılmalı ve Akdeniz tipi diyet beslenmeye tercih edilmeli. Yani, sebze, meyve ağırlıklı, yağ seviyesi düşük ürünler, balıketi ve doymamış yağ asitlerinden varlıklı yağların tüketmeye ilgi edilmeli. Fazla kilosu olanlar kesinlikle kilo vermeli. Bel çevresinin erkeklerde 94 cm’nin altında, bayanlarda ise 80 cm’nin altında olmalı. Bunu sağlayacak şekilde kilo verilmelidir. Düzenli fiziksel etkinlik ise 30 dakika orta-şiddette hareketli aerobik egzersiz (yürüme, bisiklet, yüzme vb.) haftada 5 ila 7 gün yapılması önerilmektedir.”

 

Reklam
Reklam
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın